Akçaabat

Tarihi evleri, camileri, kiliseleri ve çeşmelerinin yanı sıra doğal güzellikleri ile de Karadeniz'in en önemli turistik yerlerinden biri olan Akçaabat her yıl yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmaya devam ediyor.
Kesin tarihi tam olarak bilinmeyen Akçaabat'ta M.Ö. 700'lü yıllarda Miletos ticaret kolonilerinin bir uzantısı konumundaydı. M.Ö. 312 yılında Pontus Krallığının eline geçmiştir.1214 yılında Trabzon Rum İmparatorluğunun eline geçen bölge, 1461 yılında trabzon ile birlikte Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1880 yılında Akçaabat Belediyesi kurulmuştur. 1884 yılında ilçe konumuna gelmiştir.
20 Nisan 1916 yılında, I. Dünya Savaşında çarlık Rusya'sı tarafından işgale uğrayan Akçaabat, 17 Şubat 1918 yılında işgalden kurtarılmıştır.
Sokaklarında hala tarihin buram buram kokusunu barındıran evleri, merdivenleri ve çeşmelerini gezebileceğiniz ender yerlerden biri olan Orta mahallede gezebilirsiniz. Akçakale'de bulunan plajlarda denizin ve kumun tadını çıkarabilir, Akçaabat kalesinde tarihi bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Doğal güzelliğini gözler önüne seren Sera gölünü görebilir, milyonlarca yıllık sarkıtlarının bulunduğu Türkiye'nin en büyük mağarası olan Çalköy Mağarasında keşiflere çıkabilirsiniz.
Hıdırnebi, Hakça, Işıklar, Karadağ, Büyük Oba gibi doğa harikası olan yaylarında gezebilirsiniz. Yeşili ve mavisi ile eşsiz bir doğaya hakim olan Hıdırnebi yaylası Akçaabat'ta kesinlikle görülmesi gereken yerler arasındadır. Yörenin meşhur Akçaabat köftesini burada yiyebilirsiniz.
Trabzon'a 17 km mesafede bulunan Akçaabat'a merkezden kalkan vasıtalar ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz.


































